Hayat bazen insanın önüne öyle yollar çıkarır ki, kişi o an yaşadığı düzenin sonsuza kadar süreceğini sanır. Kurduğu düzenin hiç bozulmayacağını, attığı adımların karşısına bir gün yeniden çıkmayacağını düşünür. Oysa hayat, insanın yaptıklarıyla şekillenen büyük bir aynadır. İyilikle yürüyen, bir süre sonra huzurun gölgesine ulaşır. Kötülüğün izinden giden ise farkında olmadan kendi karanlığını büyütür.
İnsan çoğu zaman bugünün gücüne aldanır. Elindekilerin kalıcı olduğunu zanneder. Kırdığı kalplerin, hiçe saydığı duyguların ve görmezden geldiği acıların bir gün kendi yoluna çıkacağını düşünmez. Çünkü bazı insanlar yaşarken sadece kendilerini merkeze koyar. Başkasının sessizliğini güçsüzlük sanır, gözyaşını değersiz görür. Fakat hayat hiçbir şeyi unutmaz. İnsan unutur ama zaman unutmaz.
Bugün bir başkasının acısına sebep olan kişi, yarın kendi ruhunda aynı acının yankısını duymaya başladığında gerçeklerle yüzleşir. O an geldiğinde ise geçmişte yaptığı yanlışların hesabını sormaya bile cesaret edemez. Çünkü insan bazen en büyük cezayı vicdanının içinde yaşar. Gece başını yastığa koyduğunda içini kemiren sessizlik, hiçbir sözün veremeyeceği kadar ağır cevaplar verir.
Hayat aslında büyük bir alışveriş gibidir. Ne alırsan karşılığını ödersin. Attığın her adım, söylediğin her söz ve görmezden geldiğin her duygu bir gün dönüp yeniden seni bulur. İnsan bazen bunu geç fark eder. O zamana kadar kaybettiklerinin ağırlığı altında ezilmeye başlamıştır bile. İçinde büyüyen boşluk, onu uçurumun kenarına kadar sürükler. İşte o an insan geçmişine dönüp bakar ama artık bazı şeyleri değiştirmek için çok geç olduğunu anlar.
Hayatı anlamadan yaşamak, karanlık bir yolda gözleri kapalı yürümeye benzer. İnsan baktığını zanneder ama aslında göremez. Gerçekler bazen sessizce yaklaşır. Bir gün gelir, görmemek için direndiğin her şey gözlerinin önünde belirir. O zaman insan kendine “Nasıl fark etmedim?” diye sorar. Fakat bazı soruların cevabı insanın kendi içindedir ve o cevaplar çoğu zaman acı verir.
İnsan aklıyla var olan bir canlıdır. Bu yüzden yaptığı her davranışın sonucunu düşünmek zorundadır. Çünkü öfke, kırgınlık ve hırs insanın ruhunu zehirleyen en ağır yüklerdir. Karşındaki insanın acısını küçümsemek, onun sessizliğini yok saymak büyük bir yanlıştır. Belki sen görmezsin ama yaradana gizli kalan hiçbir şey yoktur. Sessiz kalmış bir kalbin ahı bazen yıllar sonra insanın karşısına çıkar.
Bir başkasının mutsuzluğu üzerinden mutluluk kurmaya çalışanlar, aslında kendi hayatlarının temelini çürütürler. Çünkü gerçek huzur, kimsenin canını yakmadan yaşayabilmektedir. Başkasının gözyaşı üzerine kurulan sevinçler geçicidir. Ardında ise vicdanı yoran derin izler bırakır.
Hayat kimseye karşılıksız değildir. İnsan, yaşamın içine ne doldurursa zamanı geldiğinde onu önünde bulur. İçine merhamet koyarsa huzurla karşılaşır. Kin koyarsa karanlık büyür. Sevgi koyarsa yalnızlığı azalır. Ama acı koyarsa, o acı bir gün kendi ruhuna da dokunur.
Mutluluk sadece kendin için istediğin bir duygu olmamalıdır. Eğer gerçekten insan olabilmeyi başarabiliyorsan, başkasının da huzur içinde yaşama hakkı olduğunu kabul etmen gerekir. Çünkü insanı insan yapan şey sadece yaşaması değil, yaşarken başka kalpleri incitmeden yürüyebilmesidir.