← Hayrettin TÜRKOĞLU

Karanlık ve Işık arasında insan.

2 dk. okuma 47 okunma

Hayat, karanlık ile ışığın bitmeyen mücadelesidir. Bu mücadele sadece gecenin gündüze dönüşmesinde değil, insanların kalplerinde, düşüncelerinde ve birbirleriyle kurdukları ilişkilerde de yaşanır.

İnsan bazen bir başkasının hayatına güneş gibi doğar; umut olur, güven olur, huzur olur. Bazen de farkında olmadan karanlık taşır. Kırıcı bir söz, haksız bir yargı, samimiyetsiz bir tebessüm ya da sessiz kalınan bir haksızlık... Bunların her biri, bir insanın iç dünyasını karartan gölgeler bırakabilir.

Ne gariptir ki ışık olmak zordur, karanlık olmak ise çok kolaydır. Bir insanı eleştirmek için birkaç cümle yeterlidir; ama onu ayağa kaldıracak tek bir cümleyi bulabilmek, yüreği güzel olanların işidir.

Bugün insanlar birbirlerinin eksiklerini büyütmekte ustalaştı. Hataları konuşuyor, kusurları yayıyor, başarıları ise görmezden geliyor. Oysa gerçek erdem, karanlığı anlatmak değil, bir mum yakabilmektir. Çünkü küçücük bir ışık bile en koyu karanlığı dağıtmaya yeter.

İnsan ilişkilerinde de böyledir. Kıskançlık, öfke, kibir ve çıkar karanlığın dilidir. Sevgi, anlayış, merhamet ve vefa ise ışığın sesidir. Hangi dili konuştuğumuz, nasıl bir insan olduğumuzu herkesten daha fazla ortaya koyar.

Bazı insanlar vardır; yanlarına oturduğunuzda içiniz daralır. Sürekli şikâyet ederler, umut kırarlar, başkalarının mutluluğunu küçümserler. Onların bulunduğu yerde karanlık çoğalır. Bazıları ise tek bir tebessümüyle bile bulunduğu ortamı değiştirir. Konuşmaları umut verir, davranışları güven hissettirir. İşte onlar, ışığı içinde taşıyan insanlardır.

Unutmamak gerekir ki karanlık, ışığın yokluğu değildir sadece; vicdanın sustuğu, adaletin unutulduğu, merhametin eksildiği her yerdir. Işık ise yalnızca aydınlık değildir; doğruluktan vazgeçmemek, zor zamanlarda bile insan kalabilmektir.

Hayat bize sürekli bir seçim sunar. Birinin yükünü artıran mı olacağız, yoksa yükünü hafifleten mi? İnsanların umudunu söndüren mi olacağız, yoksa yolunu aydınlatan mı?

Çünkü ardımızda bırakacağımız en büyük miras; ne sahip olduklarımız, ne makamlarımız, ne de servetimizdir. İnsanların kalbinde bıraktığımız izdir. Kimileri geçtiği yerde kırık kalpler bırakır, kimileri ise dualar...

Güneş her sabah yeniden doğuyor. Belki bize de her gün yeni bir fırsat sunuyordur. Daha anlayışlı olmak, daha adil davranmak, daha çok dinlemek, daha az kırmak için...

Karanlığı konuşan çoktur. Asıl mesele, karanlığın içinde ışık olabilmektir. Çünkü bir insanın hayatını değiştiren şey çoğu zaman büyük mucizeler değil; zamanında uzatılan bir el, içten söylenen bir söz ve samimiyetle paylaşılan bir yürektir.

Ve belki de insan olmanın en güzel tarafı budur: Kendi ışığımızla sadece yolumuzu değil, başkalarının da yolunu aydınlatabilmek.