İnsan bazen en çok da kendisini anlamayan, anlamak istemeyen insanlarla uğraşırken yorulur. Ne kadar anlatırsan anlat, ne kadar iyi niyet gösterirsen göster, bazılarına yaranamazsın. Çünkü kimi insanların gözünde senin ne olduğunun, ne yaptığının, ne kadar emek verdiğinin hiçbir önemi yoktur. Onlar görmek istediklerini görür, duymak istediklerini duyar, işlerine gelmeyeni de görmezden gelirler.
Bu yüzden her söze cevap vermeye, her haksızlığa karşı kendini savunmaya, herkese doğruluğunu ispatlamaya çalışma. İnan, değmez!
Dünyada zalim de bitmez, arsız da bitmez, başkasının mutluluğundan rahatsız olan da. Sen bir derdini anlatırsın, merhem olmak yerine yaranın üzerine tuz basarlar. Bir sırrını paylaşırsın, gün gelir en zayıf yerinden vurmak için kullanırlar. İyi niyet gösterirsin, bunu kendilerine verilmiş bir hak zannederler.
Çünkü bazı insanlar senin iyiliğini anlamaz, sadece nereden faydalanabileceklerini hesaplarlar.
Öyleleri vardır ki sen güldüğünde yüzleri asılır, huzur bulduğunda rahatsız olurlar. Bir adım ileri gitsen önüne taş koyarlar, düştüğünde elini uzatmak yerine seyretmeyi tercih ederler. Senin başarını kendi başarısızlıkları, mutluluğunu kendi mutsuzlukları gibi görürler.
Peki, bütün bunlar için kendini tüketmeye değer mi?
Hayır!
Herkesin karakterini değiştiremezsin. Herkese vicdan öğretemezsin. Herkese merhamet anlatamaz, herkesi insanlığın ortak değerlerinde buluşturamazsın. Çünkü bazıları için ne kadar güzel konuşursan konuş, ne kadar iyi davranırsan davran, değişen hiçbir şey olmayacaktır.
O hâlde bırak gitsin!
Malına göz diken varsa, haramına helaline dikkat et, hakkını koru ama ömrünü onunla tüketme. Arkandan konuşan varsa, her duyduğuna cevap yetiştirme. İftira atan varsa, gerçeğin ortaya çıkması için sabret. Seni çekemeyen varsa, onun kıskançlığına kendi huzurunu kurban etme.
Unutma, susmak her zaman yenilmek değildir. Bazen insanın kendisine yaptığı en büyük iyilik, değmeyecek insanlarla uğraşmaktan vazgeçmesidir.
Üstelik bu dünyanın yalnızca görünen tarafından ibaret olmadığını da unutma. Bugün güçlü olanın yarın güçsüz, bugün haksızlık edenin yarın hesap veren olmayacağının garantisi yok. İnsanların terazisi şaşabilir, adaletleri menfaatlerine göre değişebilir. Ama Allah'ın adaletinde ne unutma vardır ne de yanılma.
Sen kimsenin kötülüğüne kötülükle karşılık verme. Onların seviyesine inerek kendi karakterinden ödün verme. Hakkını ara, gerektiğinde mesafeni koy, kapını kapat ama kalbini kinle doldurma.
Çünkü hayat, başkalarının ne yaptığına kafa yorarak geçirilecek kadar uzun değil.
Bir gün geriye dönüp baktığında, keşke onlara daha fazla cevap verseydim değil, keşke kendimi bu kadar yormasaydım diyeceksin.
Öyleyse bırak, herkes kendi karakterinin gereğini yapsın. Herkes kendi ektiğini biçsin. Sen kendi yoluna, kendi huzuruna, kendi vicdanına bak.
Her hesabı sen görmeye çalışma. Her yaranın hesabını sen sorma. Her haksızlığın peşinden koşup ömrünü tüketme.
Çünkü senin gücünün yetmediği yerde Allah'ın kudreti, senin göremediğin yerde Allah'ın ilmi, senin yetişemediğin yerde Allah'ın adaleti vardır.
Sal gitsin! Hakk'a havale et. Çünkü bazı insanlarla uğraşmak, insanın ömründen çalmaktan başka hiçbir işe yaramaz. Kendini yorma, huzurunu bozma. Bırak, hesabı sahibine kalsın.