Kalbi kırılmış bir insanla konuşmak, sıradan bir konuşma değildir. Çünkü bazı insanlar vardır; yüzlerinde bir tebessüm taşırlar ama içlerinde kimsenin görmediği yaralarla yaşarlar. Gülümsemelerine aldanırsın, sustuklarında ne düşündüklerini bildiğini sanırsın. Oysa bilmezsin, hangi sözün içinde yıllardır kabuk bağlamaya çalışan bir yarayı yeniden kanatacağını.
Bilemezsin kaç kez hayal kırıklığına uğradığını, kaç defa güvenip yanıldığını, kaç kez iyi niyetinin başkalarının çıkarlarına kurban edildiğini. Senin için sıradan bir cümle olan söz, onun için geçmişte yaşadığı acıların yeniden hatırlanması olabilir.
Hele bir de onu kendi çıkarlarına alet ettiysen, güvenini kendi menfaatin uğruna kullandıysan, bil ki bıraktığın yara yalnızca kalbinde değildir. Bazen insanın kendine olan inancını da zedelersin. Bir daha kimseye güvenememesine, en samimi gülümsemenin ardında bile bir hesap aramasına sebep olursun.
İşte bu yüzden kırılmış bir kalbe yaklaşmak dikkat ister. Söylediğin sözü tartmayı, davranışlarını düşünmeyi, karşındaki insanın sessizliğini anlamaya çalışmayı gerektirir. Çünkü her susan insanın söyleyecek sözü bitmemiştir. Bazıları anlatmaktan yorulmuştur, bazıları anlaşılmamaktan, bazıları da her derdini açtığında biraz daha incinmekten.
Böyle bir insanı sevmek yalnızca güzel sözler söylemek değildir. Onun korkularını küçümsememek, geçmişte yaşadıklarını önemsiz görmemek, güvenini kazanmak için zamana sabretmektir. Bugün gösterdiğin ilginin yarın kaybolmayacağını, verdiğin sözlerin ilk zorlukta unutulmayacağını davranışlarınla gösterebilmektir.
Çünkü kırılmış bir kalp, en çok da yeniden inanmak isterken korkar. Sevilmek ister ama bir kez daha incinmekten çekinir. Yakınlaşmak ister ama geçmişte yaşadığı acılar onu geri adım atmaya zorlar. Bazen en güzel sevgiyi bile hak etmediğini düşünür. Oysa onun ihtiyacı, kendisini yeniden kanıtlamak değil, olduğu hâliyle kabul edildiğini hissetmektir.
Unutma, bir insanı kırmak bazen bir anlık öfkeye, bir düşüncesiz söze bakar. Ama o kırgınlığı onarmak aylar, hatta yıllar alabilir. Üstelik her yara, özür dilemekle kapanmaz. Bazı yaralar, değişen davranışlarla, gösterilen vefayla ve zaman içinde yeniden kurulan güvenle iyileşir.
Bir daha kırmadan sevebilmek, işte asıl mesele budur.
Çünkü kırılmış bir kalbe dokunmak cesaret ister, sabır ister, anlayış ister. Onun yaralarını kendi sabırsızlığınla derinleştirmemek, hassasiyetini zayıflık sanmamak, sevgisini bir fırsat gibi görmemek gerekir.
Ve en önemlisi, bir insanın sana duyduğu güveni kendi çıkarların için kullanmamaktır.
Kalbi kırılmış bir insanı sevmek, yalnızca onu sevmeye cesaret etmek değil, o sevgiyi taşıyabilecek kadar vicdanlı olmaktır.
Çünkü bir kalbi yeniden kazanmak emek ister. Ama o kalbi bir daha kırmamak, gerçekten yürek ister.