Paylaş:

Hayat bazen susmaktır. Bazen de insanın içine, kimsenin duymadığı cümleleri ağır ağır doldurmasıdır. Her sözcüğün bir anlamı, her konuşmanın bir sebebi vardır; fakat hissedilmeyen, karşılık bulmayan kelimeler zamanla anlamını yitirir. İşte o an, insan konuşmaktan çok susmayı seçer. Çünkü bazı duygular vardır ki, ne kadar anlatılırsa anlatılsın eksik kalır; oysa suskunluk, anlatılamayanın en derin tercümanıdır.

İnsan bazen sustuğunda, kelimelerin ifade edemediği pek çok şeyi içinde büyütür. Bir bakarsın kalabalıkların ortasındasındır ama çevrendeki her şey anlamsızlaşmıştır. Sesler vardır, yüzler vardır, konuşmalar vardır. Fakat hiçbirinde sana ait gerçek bir anlam yoktur. Böyle anlarda kişi, cümlelerini dış dünyaya değil, kendi içine saklamayı öğrenir. Kendi sessizliğini bir sığınak, kelimelerini ise iç dünyasında sakladığı bir hazineye dönüştürür.

Belki de modern insanın en derin yalnızlığı budur: Kalabalıklar içinde kaybolmak, insanların arasında görünürken ruhunda sessizliğe sarılmak. Çünkü bazen en büyük yalnızlık, kimsenin olmadığı bir yerde değil; herkesin içinde anlaşılmadığını hissettiğin anda başlar.

Konuşmak çoğu zaman bir rahatlama gibi gelir insana. İçini döktüğünde hafifleyeceğini sanırsın. Oysa bazen anlatılanlar seni özgürleştirmez; aksine, omuzlarına daha büyük bir yorgunluk bırakır. Zihninde dinmeyen düşünceler, kalbinde taşınan görünmez yükler oluşur. Ve insan, asıl huzurun her şeyi söylemekte değil; neyi içine emanet edeceğini bilmekte saklı olduğunu anlar.

Yaşamak güzeldir.  Ama belki de yaşamın en gerçek hali, insanın kendi kabuğuna çekilip sessizliğinde kendini bulduğu anlardır. Çünkü sessizlik bir kaçış değil, bazen kendine dönüşün en güçlü yoludur. İnsan sustukça kendi iç sesini daha net duyar; dış dünyanın gürültüsü azaldıkça, ruhunun derinliklerinde saklı kalan gerçeklerle yüzleşir.

Hayata gerçekten sahip olmak, belki de her şeye bir cevap vermek değil; bazen cevabı sessizlikte bırakabilmektir. Mutsuzlukların içinde dimdik kalabilmek, karmaşanın ortasında kendi dinginliğini koruyabilmek, sözcüklerin arasında kaybolmadan suskunluğun gücünü taşıyabilmektir.

Çünkü hayatın en güzel cevabı bazen konuşmak değil.
Susarak, ama dimdik durarak yaşamaktır.