Kırmayın insanları. Belki de o gün, hayatın yükü omuzlarına ağır geliyordur. Belki herkesin güçlü sandığı o insan, kendi içinde sessizce bir savaş veriyordur. Dışarıdan bakınca her şey yolunda gibi görünse de kim bilir, içinde hangi fırtınalar kopuyordur.
Sizin önemsemeden söylediğiniz bir cümle, onun günlerdir içinde biriktirdiği acının üzerine eklenen son damla olabilir. Çünkü insan bazen yaşadıklarını anlatamaz, anlatmak istese bile kelimeler yetmez. Kimi gözyaşlarını içine akıtır, kimi gülümseyerek acısını saklar, kimi de kimseye belli etmeden hayata tutunmaya çalışır.
Bir insanın ne yaşadığını, hangi hayalinin yarım kaldığını, kimden ne gördüğünü, geceleri başını yastığa koyduğunda neler düşündüğünü bilemezsiniz. Belki de günlerdir kendini toparlamaya çalışıyordur. Belki bir teselli bekliyordur. Belki de tek istediği, birinin onu yargılamadan dinlemesi ve kendisini anladığını hissettirmesidir.
İşte tam da bu yüzden, insanlara karşı biraz daha anlayışlı, biraz daha sabırlı ve biraz daha merhametli olmalıyız. Herkesin bizim gibi düşünmesini, bizim gibi hissetmesini bekleyemeyiz. Her insanın geçmişi, yarası, korkusu ve hayata karşı verdiği mücadele farklıdır. Bize küçük görünen bir mesele, başkasının dünyasında büyük bir fırtınaya dönüşebilir.
Unutmayın, bir insanın yarasını görmek için mutlaka kanadığını görmeniz gerekmez. Bazı yaralar vardır ki ne bir iz bırakır ne de dışarıdan belli olur. İnsan en çok da kendisini anlamasını beklediği kişiler tarafından incindiğinde kırılır. Çünkü yabancının sözüne bir şekilde katlanır da değer verdiği insanın bir cümlesini günlerce, hatta yıllarca unutamaz.
Bazen bir özür, kırılan bir kalbi onarmaya yeter. Bazen içtenlikle söylenen birkaç güzel söz, insanın kaybettiği umudu yeniden yeşertir. Bazen de hiçbir şey söylemeden yanında durmak, uzun uzun nasihat vermekten çok daha değerlidir. Önemli olan, karşımızdaki insanın ne hissettiğini anlamaya çalışmak ve acısını küçümsememektir.
Hayat zaten hepimiz için kolay değil. Kimi geçim derdiyle, kimi hastalıkla, kimi yalnızlıkla, kimi de kimseye anlatamadığı dertlerle mücadele ediyor. Herkesin taşıdığı yük kendine ağır. Böyle bir dünyada birbirimizin yükünü artırmak yerine biraz olsun hafifletmeye çalışsak, belki de hayat hepimiz için daha yaşanabilir bir yer olurdu.
Kalplere dokunurken merhameti elden bırakmayın. Bir insanın gönlünü kırmak saniyeler sürer ama o kırgınlığı onarmak bazen yıllar alır. Söylediğiniz sözün, yaptığınız davranışın bir başkasının yüreğinde nasıl bir iz bırakacağını bilemezsiniz. Bu yüzden konuşmadan önce düşünün, yargılamadan önce anlamaya çalışın, incitmeden önce kendinizi onun yerine koyun.
Çünkü bazen bir güzel söz, insanın yeniden ayağa kalkmasına vesile olurken kırıcı bir söz, zaten zor ayakta duran birini daha da güçsüz bırakabilir.
Madem bu dünyada hepimiz misafiriz, madem hiçbirimiz yarına çıkacağımızı bilmiyoruz, öyleyse birbirimize acı vermek yerine huzur verelim. Birbirimizin kusurlarını büyütmek yerine güzelliklerini görelim. Kırmak yerine onarmayı, uzaklaştırmak yerine anlamayı, incitmek yerine gönül almayı öğrenelim.
Belki bir gün sizin de anlaşılmaya, bir güzel söze, uzanacak bir ele ihtiyacınız olacak. O gün, bugün başkasına gösterdiğiniz merhametin ne kadar kıymetli olduğunu daha iyi anlayacaksınız.
Unutmayın, insanın bu dünyada bırakabileceği en güzel iz, bir başkasının kalbinde yaşattığı iyiliktir.