İnsan bazen hayallerini anlatamaz. Çünkü daha ağzını açmadan karşısına çıkanlar olur: “Yapamazsın, başaramazsın, boşuna uğraşma.” Oysa herkesin göremediği bir umut, insanın içinde sessizce büyüyebilir. İşte o umudun en güçlü dayanağı, Allah’a duyulan güven ve yürekten edilen duadır.
Tevekkül, hiçbir şey yapmadan beklemek değil, elinden geleni yaptıktan sonra sonucu Allah’a bırakabilmektir. İnsan yürümeye niyet eder, gayretini gösterir, kapıları çalar. Açılmayan her kapının ardında bir hikmet, kapanan her yolun sonunda başka bir başlangıç olabileceğine inanır.
Dua etmeyi seviyorum. Çünkü dua, insanın kimseye anlatamadığı hayallerini, içinde sakladığı umutlarını ve en derin özlemlerini Allah’a açmasıdır. Bazen hiç kimseyle paylaşmadığın bir dileğini yalnızca O'na söylersin. Sonra kalbinde tarifsiz bir huzur belirir. Çünkü bilirsin ki seni duyan, söyleyemediklerini de bilen bir Rabbin var.
Belki istediğin hemen olmaz, belki beklediğin kapı hiç açılmaz. Ama samimiyetle edilen dua, insana yalnızca istediğini beklemeyi değil, beklerken güçlü kalmayı da öğretir.
Bu yüzden hayallerinden vazgeçme. İnsanların sınırlarını kendi sınırların sanma. “Yapamazsın” diyenlerin sözlerini kaderin gibi görme. İnancını koru, gayretini sürdür ve duanı eksik etme.
Unutma; insanların imkânsız gördüğü şeyler, senin için henüz gerçekleşmemiş bir hayal olabilir. Sen gayret et, Allah’a güven ve gönülden dua et. Çünkü bazen bir insanın yeniden ayağa kalkması, önce kalbinde taşıdığı bir umuda inanmasıyla başlar.